More servicesWindows Live
HomeHotmailSpacesOneCare
 
MSN
Sign in
 
 
Spaces home  .....ZEYNEB MELEĞİM.....PhotosProfileFriendsGuestbook Tools Explore the Spaces community

 

YORUMLARINIZ İÇİN ŞİMDİDEN TEŞEKKÜRLER.

Comments (96)
  • View space
    ali sönmez
    October 20 7:53 AM
  • View space
    ali sönmez
    October 07 2:44 PM

  • View space
    MEVLANA
    October 05 9:04 PM
    BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
    Ey korkusuyla varlıkları rahmetine çeken ve diğer varlıkların korkularından kurtaran Merhüb,
    Ey rızasına kavuşmak, dünya ve ahirette istenen her şeyden daha hayırlı olan Matlüb,
    Ey rızasına kavuşup kendisini görme iştiyakı, dünya ve ahirette rağbet edilen bütün iştiyaklardan daha hayırlı olan Merğüb,
    Ey Kendisinden bir şey istenilenlerin en hayırlısı olan Mes'ül,
    Ey rızasına kavuşup kendisini görmekten başka daha hayırlı bir gaye bulunmayan Maksüd,
    Ey zikri, dünya ve ahirette zikredilip anılan her şeyden daha hayırlı olan Mezkür,
    Ey sayısız nimetlere karşı bütün varlıklar tarafından kendisine şükredilen, her şükredildiğinde nimetleri arttıran ve kendisine teşekkür edilenlerin en hayırlısı olan Meşkür,
    Ey bir parça sevgisi her şeyden daha saadetli olan Mahbüb,
    Ey ikram ve ziyafetlerle ağırlayanların en hayırlısı olan ve sınırsız ikram ve ziyafetlerde bulunan Münzil,
    Ey İlahi huzurunda olduğumuzu hissettirmek, hoşlandığımız şeylerin yanında olmaktan daha hayırlı olan Hayrü'l–Müste'nisin,
    Sen aczden ve şerikten, kusurdan münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok ki, bize imdad etsin. Elaman elaman!
    YA FETTAH YA FETTAH YA FETTAH
    Yarabbim ülkemizin içinde bulunduğu tüm sıkıntıları gider. Şehitlerimize rahmet et, asker ve polislerimizi koru onların yar ve yardımcıları ol.
    15 tane şehidimiz var onların ve tüm şehit ailelerine sabır ve güç ver. Bir daha kimseye evlat,eş,baba acısı gösterme yarabbim.Allahım haksın birsin teksin. Sen dilersen olmazlar olur. Sen dilemezsen yaprak kımıldamaz.
    Efendimizin hürmetine, tüm sevdiğin kullarının hatrı için, ülkemize zarar vermek isteyenlere fırsat verme. Bayrağımızı indirme, ezanımızı dindirme. Asker ve polislerimize güc ve kuvvet ver yarabbim. Bizlerede sabır ver. Hasbinallahi ve nimel vekil. La havle vela kuvvete illa billah. La ilahe illa ente sübhaneke inni küntü minez zalimin.
    Ya Rab şehitlerimizin şehadetlerini kabul eyle.Ailelerine sabırlar ihsan eyle.
    vatanımızı bölmek için uğraşan, askerimize kurşun sıkan, bizi birbirimize düşman etmek için çalışanları rezil et Yarabbi...
    Vatanımıza,Ezanımıza,Bayrağımıza uzanan elleri Kahhar ismi Şerifinle kahreyle,onlara fırsat verme Ya Rabbi...
    Herşeyin hayırlı olanını ancak sen bilirsin hakkımızda hayırlısını nasib eyle,hakkımızda hayırlı olana gönlümüzü razı eyle...
    Velhamdü lillahi Rabbil alemiyn...
    dualarımızın kabulu için el-fatiha...
  • View space
    ahmed
    October 05 2:41 PM




    Ey beni en çok sevenin en sevdiği…

    Bir lale vakti… bir bahar gecesi… dudaklarımda sana selamlarla göz kapayışlarım var geceye… herşeye rağmen sevilme umuduyla bükülüyor boynum… sevginin sonsuzluğuna açılıyor avuçlarımda ruhum…

    Ey Rabbim,

    en sevdiğinin sevgisini artır ki kalbimde…

    senin yanına  sevdiğinin sevgisiyle dolu bir yürekle varabileyim son nefesimde…

  • View space
    YUSUF REİS
    August 24 4:40 PM
    slm mrb spacesiniz güzel olmuş tebrikler emeğinize ellerinize sağlık benim spacesede beklerim k.i.b byeeee
  • View space
    sakaralan
    July 21 10:12 PM
  • View space
  • View space
  • View space
    ahmed
    June 13 6:55 PM

    Her musibet bir saadetin habercisidir, deniliyor. Musibet nasıl saadet getirir?


    “Ağrısız baş, sancısız diş olmaz” derler ya hani, bu âlemde her şey arzu ettiğimiz gibi olmuyor. Her şey planladığımız gibi gitmiyor.

    Hepimizin hayatı biraz inişli çıkışlı, acılı tatlılı, hüzünlü sevinçli, sıkıntılı neşeli...

    Huzuru, mutluluğu, saadeti ve sevinci hepimiz hoş karşılarız. Ama musibeti, dertleri, hastalığı, hattâ bir adım ötesi belâyı hoşça karşılayabiliyor muyuz?

    Karşılaştığımız her musibetin içinde saadetin varlığını, derdin içinde dermanın bulunduğunu, hastalığın önünde şifanın yer aldığını, belânın içinde sefanın, cefanın içinde vefanın olduğunu görebiliyor muyuz?

    İşte o zaman hayat kolaylaşır, sıkıntılar azalır, musibetler küçülür, hastalıkların acısı ve elemi hafifler.

    Bütün bunlar nasıl olacak, diyebilirsiniz

    Birincisi: Her şeyden önce başa gelen her musibetin ve içine düştüğümüz her derdin daha büyüğü vardır. “Allah beterinden saklasın, daha acısı ve daha dayanılmazı olabilirdi” demek, musibeti küçültüyor, neredeyse, “Bu kadarına şükür” diyesi geliyor insanın. Büyük değil de, küçüğünün başa gelmesi bir yerde nimet bile olabiliyor.

    Yola çıktınız, gidiyorsunuz, diyelim ki, arabanızla bir kaza geçirdiniz, bir iki hasarla atlattınız, “Cana geleceğine mala gelsin” dediniz. Cana da zarar gelebilirdi, ama atlattınız. Veya bir iki sıyrıkla geçiştirdiniz, daha kötüsünden kurtuldunuz.

    İkincisi: Hayat musibetlerle, sıkıntılarla, hastalıklarla pekişiyor, güçleniyor; insanın dayanma gücü artıyor, olgunlaşıyor.

    Dertler ve sıkıntılar insanı hayata bağlıyor, pes ettirmiyor, teslim olmuyor insan, direnci ve azmi artıyor, neredeyse güç üzerine güç kazanıyor.

    Hiç dert görmemiş, hasta olmamış bir insanla, çekmediği sıkıntı kalmamış bir insanın hayatı kavrayışı aynı mıdır?

    Birisi için felaket olan bir olay, diğeri için sıradanlaşıyor. Birisi şok ve panik yaşarken, ötekisi soğukkanlılıkla karşılıyor başına gelenleri...

    Dertler insanı pişiriyor, olgunlaştırıyor, mücadele gücünü arttırıyor, başarısını kamçılıyor, çok zaman istediği hedefe bile ulaştırıyor.

    Sıradan bir hayat, tekdüze bir ömür, gecesi gündüzü aynı geçen bir gün, sabah kalk, akşam yat felsefesi insanı tembelleştiriyor, hayattan beklentilerini tüketiyor, yaşamanın cezbesini, cazibesini, bütün çekiciliği törpülüyor.

    Zaten dertsiz baş olmuyor; sıkıntısız, üzüntüsüz, elemsiz, ıstırapsız bir insan yoktur, önemli olan bütün bunlara hazırlıklı olmak, gelecek için bir atlama taşı olduğunu kavramaktır.

    Önemli bir nokta da şu: musibeti gözümüzde büyütmemeli, küçük görmeliyiz.

    Musibetin içinde boğulup kalmamalı, bir çıkış yolu aramalıyız. En kestirme çıkış yolu da, musibeti küçültmektir.

    Hani, bazen gece vakti, karanlık bir ortamda insanın gözüne bir hayal ilişir. Bir köşede sallanan bir ipe bakar durur, baka baka o ipi yılan sanmaya başlar, sonunda kendi kendini korkutur.

    Veya bir bahçe kenarında otururken az ilerideki ağaca baktıkça ve rüzgarın çarpmasıyla ağacı sallanır halde gördükçe, ağacı, üzerine doğru gelen bir canavar zannetmeye başlar.

    Halbuki ne o ip yılandır ve ne de o sallanan ağaç canavardır. Olayı gözünde büyütmüş, sonunda boş yere kendi kendini korkuya kaptırmıştır.

    Biraz cesaret göstererek gidip o ipi eliyle tutsa veya o ağacın yanına gitse, ne bir korku kalacaktır üzerinde, ne de bir endişe…

    Başa gelen musibetler de öyle. Gözde büyütüldükçe büyür, geleceğini karartır, ümidini yitirir, korku ve telaş içinde hayatını alt üst eder.

    Ancak bilse ki, musibetler ne olursa olsun geçicidir, ilk anlardaki, ilk günlerdeki gibi ağırlığı kalmaz, azalır.

    Bunun için başa gelen her musibeti küçültmeye çalışmalı, basitleştirmeye gayret etmeli, bütünüyle hayatımızı etkisi altına almasına müsaade etmemelidir.

    Üçüncüsü: En büyük nimetler ve saadetler çok çeşitli ve büyük musibetlerin arkasından gelmiş. Varlık da öyle, servet de öyle. Yattığı yerden kim ne kazanmıştır?

    Yusuf Aleyhisselâm bunun için çok çarpıcı bir örnek.

    Aklı, idrakı, babasına bağlılığı, efendiliği, fizik ve ruh güzelliğiyle kardeşlerinin önüne geçmiş. Haklı olarak kıskanmışlar kardeşleri onu... Gözden düşürmek, aralarından uzaklaştırmak istemişler bir an önce...

    Birgün alıp götürmüşler, kuyuya atmışlar. Kurtulduk diye sevinmişler üstelik...

    Kuyudan çıkartılmış, esir pazarında köle diye satılmış. Saraya alınmış, bu sefer sarayın hanımı göz koymuş güzelliğine...

    İftiraya kurban gitmiş Yusuf Peygamber, ama iffetine sahip çıkmış, sonunda kendini zindanda bulmuş.

    On dört sene hapiste kalmış. Çekmediği eza, görmediği cefa kalmamış. Gençliği hapishanede geçmiş. Ama orayı bir okula çevirmiş, insan eğitmiş, gönüller yapmış kaldığı süre içinde orada... Bunun için hapishaneye “Medrese-i Yusufiye” denmiş, “Yusufiye okulu” anlamına.

    Ama sonunda ne olmuş Hazret-i Yusuf? Mısır’a sultan olmuş, ülkenin hazinesi eline geçmiş, tek söz sahibi olmuş her konuda memlekette...

    İnsana ve insanlığa himmet etmiş, destek olmuş ve sonunda peygamberlik şerefiyle şereflenmiş. Herkes ona koşmuş, ona ulaşmış, onun eline el vermiş.

    Sonunda yıllar boyu görmediği, göremediği ve hasretleriyle yandığı annesiyle babasıyla ve kendisini yok etmeye çalışan kardeşleriyle buluşmuş. Kardeşlerini ise bağışlamış severek...

    Ve gele gele bir insanın dünyada ulaşabileceği en yüksek saadete ve nimete kavuşmuş.

    Ama bununla da kalmamış, her konuda zirvede olduğu bir sırada, maddi ve manevi feraha ve refaha ulaştığı bir esnada dünyanın geçici nimetleri tatmin etmemiş onu; bitip tükenmeyen sonsuz saadet nimetini istemiş, Rabbine kavuşmuş. Ebedlere geçmiş, bekaya ulaşmış.

    Evet, musibetler içinde ne saadetler gizlenmiş, musibetleri Vereni tanıyınca...

    Okunma Sayısı : 34


    Image

    Öyle çaresizim ki Rabbim, çarelere ermiyor aklım...
    Bir yüzüm solgunken, isyankar öbür yanım...
    Öğütleri masal gibi dinliyorum...
    Nasihatler ninni misali geliyor, başımı sallıyorum..

    Sanki anlamış gibi...

    Beni takipte ızdırap..

    Peşimden gelir kabuslar...
    Kimsem yokmuş şu dünyada senden başka!..
    Merhametine uzatıyorum ellerimi...
    Senin rahmetinle yıkamak istiyorum kirli tövbelerimi...

    Dizginle çılgınlıklarımı... affet günahlarımı..
    Ey affetmeyi seven Rabbim, sil göz yaşlarımı..
    Sen teselli et beni, serinlik sun şu bağrıma...
    Vardır bunda da bir hayır..

    Hayırlı kederlerimi sen sevdir bana!..
    Tıpkı geceye saçılan yıldızlar gibi,
    ömrüme ışık olsun, sıkıntı anlarımda ettiğim dualar..
    Hüzünlerde olgunlaştır beni..
    Cahilim çok cahilim..

    Sen yolum ol! Sen sonum ol!
    Sen tut elimden, sana giden yollarda nurum ol!
    Dağlar kadar günahlarıma, bir avuç tövbe kırıntısı getirdim...
    Sen derman ol şu volkanlarıma...

    Sensiz bir yürek ne kadar boş!..
    Affeyle Ya Rabbel alemin...

    Amin....

    Image

  • View space
    hakan
    June 03 4:26 PM
    Fiyonklu hediye paketiiçimDeki şekerimsin.. ¦ Eti çikoLata keyfisin iÇimdeKi mutLuLuksun.. ¦Doğumgünü pastası DankekSin tekSin.. ¦ İçim puDinqsin unutmaya qeLmessin..Kırmızı kalp ¦ PopkekSin hamurunDa starLık war.. Kamera¦ üLker çikoLataLı qofretsin seni sewmeen war mı..?? YOOKKK.. ¦ Eti tutkuSun tutkumSun.. ¦ Siqarasın bırakıLmassın.. ¦ TefaLsin herşein iisini biLirsin.. Çekici¦ aLpeLLasın senin için herşey yapıLır.. ¦ aLbenisin bahaneye ihtiyacın yok.. ¦ ArçeLiksin yeniLik demeksin.. ¦ Ace'sin incitmessin.. ¦ Roccosun çok şekersin.. ¦ JelibonSun eqLenjeLisin.. ¦ Maqnumsun herŞeye DegerSin.. Coca coLasın Hayatın taDısın.. ¦ Nescafe 3'ü bir araDasın Kahve fincanı